• Zamanında ne çok tenis oynardım ya ben…
  • Şimdi bileğim rahatsız olduğu için eskisi gibi oynayamam gibi geliyor.
  • Voleybola ağırlık verememe sebebim de bileğim olmuştu.
  • Gitar çalamıyorum bileğimi uzun süre bükülü tutmak zorunda kaldığım için.
  • Piyanoda ilerleyemedim vuruşlarım istenildiği gibi sert olamadığı için…
  • O kadar çok kaldı ki içimde hepsi…
  • Başlayıp başlayıp bırakmak zorunda kaldım.
  • Maymun iştahlı oldum halimi anlamayanlar, anlatamadıklarım karşısında…

Ağır sinir içerir!

Read More

If we knew each other’s secrets, what comforts we should find.
John Churton Collins

Hiçbir hak yaşama özgürlüğünün önüne geçemez, geçemeyecektir. Hürriyet hakkını savunurken yaşam özgürlüğünü ihlal etmenin hiçbir yönü kabul edilemez. Bir takım uydurma süreç ismi altında kanuna aykırı bir şekilde meydana getirilen fiillerin, üstelik kast unsuru içeren fiillerin göz ardı edilerek zımnen kabul edilmesi, affedilmesi güvenlik güçlerinin de yargının da keyfiyetinde değildir.

Dün kampüsümüzde yaşanan ayıbın, insan hakları ihlallerinin izleyicisi olan herkes ihmalleri nedeniyle meydana gelen sonuçların sorumluları bile kabul edilebilir. Siyasi partilerin, bir takım ‘üst düzey’lerin ayıplamalarıyla çözülecek sorunlar değildir bunlar.

İnsanları taraf olmaya yönlendirerek de çözülmeyecektir sorunlar, bir arada olabildikçe çözülecektir.

İnsanların arkasından ‘kafanızı koparırım sizin’ diye bağırarak insan olamazsınız, saygı göremezsiniz, hakkınızı elde edemezsiniz.

Aksi düşüncelere sahip olabilirsiniz. Bu zamana kadar ben sizin düşüncelerinize saldırmaya kalmadığım gibi aynısını sizin de bana yapacağınızı düşünüyorum.

Bu tarz yazıların insanı değilim ama olayların orta yerinde kalan birinden duyduğum kadarıyla ‘karşı’ görüşten biri, pankartı indirmeye kalkan bir kızı kalbinden bıçaklamış diye duyunca kendime engel olamadım, daha fazla bu ayıba, bu hukuksuzluğa, bu insan dışılığa sessiz kalamadım.

Unfollowlarınız zerre umrumda değil, yeter ki sessizce yapın benim bu zamana kadar sizlere sustuğum gibi.

  • Özlü söz paylaşımı yapın iyi güzel de abartmayın ama değil mi?!
  • Rihanna sevmeyen bir ben varımdır herhalde buralarda.
  • Dün gece 1 saat boyunca Skype’la konuşmaya çalıştık evdekilerle ama pek olmadı. Yurtla ikinciye bir konuşma yapmasa bari babam, yıldım!
  • Alınması gereken kitaplar, kanunlar, kıyafetler var; bunların bana pahalıya patlayacağı gerçeği de var!
  • Nil Karaibrahimgil‘in de gereğinden fazla abartıldığını düşünüyorum. Şımarıklıkla profesyonellik pek olmuyor, açık ve net görüyoruz.
  • Şunları yazdım diye bile gelecek unfollowları şimdiden merak ediyorum.
  • Bu hafta çok boşladım dersleri YDS’yi; ikisine dair hiçbir şey yapmadım diyebilirim rahatlıkla.
  • Facebook, twitter gibi ortamlar üzerinden yapılan tartışmaların, laf dalaşlarının samimiyetsizliğinden bahsetmeme gerek yok herhalde? Şu aralar sıkça karşıma çıkmaktalar ama.
  • Miras notlarına baktıkça miras hocasının “isim kullanmak istemiyorum ama” deyişi geliyor aklıma. Hassas insan; 2.5 aydır vizelerimizi açıklamadı!
  • Bu liste uzayacak olsa da bir yerde kesebilmek gerek diye düşünüyorum, şimdilik.
  • Gününüz güzel geçsin.
  • Bu puslu havada ekinoksunuz da kutlu olsun!

Mezun olacağımızın farkına vardık resmen bugün!

Yıllık kaydımızı yaptık. Haftaya okul için fotoğraf çekimleri başlayacakmış!

Aklımızdan türlü türlü şeyler geçti; kıyafet, makyaj, ayakkabı… Nasıl olacak, ne ara olacak, ne şekilde olacak…

Kıyafet neyse cüppeli çekimde ama suratımız şebek gibi ortada olacak fotoğrafta!!! Yavaştan fikir edinmek şart!

Ben unutmuştum bu süreci ama ya…

Şu sıfatımı özledim, çocuk olsam ya yine…

Yoğun geçecek 3 hafta var önümde, işler yoğunlaştıkça dönem sonu yaklaştıkça stres artıyor haliyle. Yoruluyorum ama değsin diye uğraşıyorum işte, değdirmeyecek yüzlerce faktör olsa da…

Tüm bunların arasında mutluluğu da ihmal etmiyorum, sıfatım tam olarak fotoğraftaki gibi olamıyor olsa da ben mutluyum.

Anlatacak o kadar çok şey var ki. Şimdi gelmiyor içimden yazmak. Daha sonra dökeyim içimi. Şimdi sadece kendi yüzüme bakıyorum, en mutlu olduğum zamanlardaki halime, özlemle…

Kendime dair çok eksik buluyorum düşündükçe üzerime; tüm bunlara rağmen kendimi kabullendiğimi fark etmeden de geçemiyorum aslında. Çevremde/çevremizde ne çok farklı insan var değil mi? Biraz ondan kırpsak, biraz bundan… Birleştirsek bir an için de olsa. Düşününce güzel belki ama yine eksik… Hep eksik… Hiç tam yok.

O yüzden işte kabullenişim de… Kendimi kabullenmeliyim ki yanımdakine yararımın dokunmasının yanında kendi kendimi de yok etmeyeyim.

Kabullendim diye durmak da yok ama. Gelişmeye, değişmeye, iyileşmeye devam, en azından çabaya devam, hemen sonuç alınamasa da çoğu kez.

Geceler böyle işte. Dönüp bir baktırıyor kendime. Düşündürüyor. Yeni fikirler katıyor. Yeni özellikler fark ettiriyor.

Ben elimde olanın değerini bilebildikten sonra, bu süreç daha da kolaylaşıyor.

Bir süredir yazmıyorum ama düşününce ne yazabilirdim ki diyorum aynı zamanda. Zaman geçip gidiyor ama sanki elimde bir şey yok. Ne geçti elime bu sürede, neler başardım, kendim için ne yaptım?
Bu süre içinde sinir bozucu bir trafik kazası gerçekleşiyordu, arkadaşımın ve benim eş zamanlı hareketimiz sayesinde o adamın üstümüze çıkmasına engel olduk. Ben oraya trafiği çağırtıp tutanak da tuttururdum ama öncesindeki kendimle ilgili bir takım sorunlar nedeniyle aklım pek çalışmadı.
Okul sıkıcı ya, sanki en çok o kaplıyor aklımdaki yeri. Tedirginim. Sinirliyim. Alttan kalan dersimin hocasının yaptığı sahtekarlığa bir dönem öğrenci göz yumuyor ya, daha da ne diyeyim.
Planlar yapıyorum ama tutuyor mu tutmuyor mu inanın fikrim yok. Bir bıkkınlık var üzerimde ama duruyorum, bekliyorum.
Son dönemim olur umarım, umarım. Çok yoruldum artık. Canım istemiyor hiçbir şeyi.
Vücudum da destek olmuyor ki bu dönemde bana. Benim dış dünyaya ait problemleri kendi bünyemde değişik yansımalar şeklinde görüyor olmam da ayrıca sıkıntı konusu. Ama bunu senelerdir çektiğim için artık bir şey demek istemiyorum.
Yine bir karamsarlık hali değil mi bendeki?
Kimseyle konuşasım da yok.
Her şeyden geçtim sanki.
Bir an önce bitsin bu dönem, son dönem olacaksa.
Yoruldum artık.

Güne baksana sen…

  • Ehliyet için belgeleri teslim etmeye gidelim dedik.
  • Ancak bulduk C bloğu; D’den geçerek gidiliyormuş, Ankara için, bilmeyen de bilsin.
  • Mantık işlemiyor, C’den D’ye değil, D’den C’ye gidebiliyorsunuz A, D ve E’yi geçtikten sonra!
  • Sürücüler Odasının kartondan uyduruk dosyasının nerede satıldığını görevli polise sorduk.
  • Adam kızar gibi söyledi. Anladık ki çok sık sorulduğu için böyle hafiften atarlı. Ama arkadaş, insan bir yazar sağa sola; hiçbir yerde ok vs yok, ben nereden bileyim, müneccim miyim?
  • Randevu aldık sözde ama çooook öncesinden gitmek aptallık oldu. 2 buçuksa çeyrek geçe orada olun arkadaş, dosyanız vs tamamsa.
  • Belgelerimi alan polisle mezun olduktan sonra neler yapabileceğim üzerine konuştuk. Kendisi idare hakimi olmam konusunda ısrarcı. Evet.
  • Parmak izimi alan polis ise bir değişik, anlatması mümkün olmayan, yaşanması gerekenlerden. Bir kızıyor bir iyi davanıyor; yorumsuz.
  • Kart imzası için uzattıkları kalemin bende tutukluk yapacağı tuttu, soyadımın kıvrımlarında yazmaz oldu. Üzerinden geçmek zorunda kaldım. Affedersiniz, bir şeye benzedi o yüzden de! Adam da ‘Bir imza hep bu kadar sürüyor mu?’ diye sordu sırıtarak.
  • Kalemin tutukluk yapacağı tuttu deyince alıp bir yerde karalama yaptı, yazıyor dedi.
  • Ben de ‘Yazmıyor demedim ki, tutukluk yaptı, üzerinden geçmem gerekti’ dedim. İyi mi dedim kötü mü dedim bilemiyorum şu an!
  • Yarın 1’den sonra alabiliyormuşuz ehliyeti, kafeteryadan! Evet, yanlış duymadınız! Kafeteryada bile banko var! Sürücü belgesi dağıtımı adı da!
  • Daha neler olacak bakalım o ehliyete sahip olana kadar…
  • Heyecan dorukta!

SERMAYE PİYASASI KURULU!

  • Orada olmalıyım!
  • SPK stajı süperdi, yarın son gün, bitmese ya…
  • Hukuk İşleri Dairesi, alın beni mezun olunca ya olmaz mı ki?!
  • Adamların hepsi bize profesyonelmişiz gibi davrandı, bir tanesi bile ezmeye kalkmadı, kendini beğenmişlik yapmadı; insana kendini iyi hissettirmeyi biliyorlar.
  • Üstlerine üstad diyorlar, bir kast sistemi var diyebiliriz ama yine ezercesine değil hiçbir davranışları.
  • Ben artık kendimi SPK’da görmeye başlayabilirim rüyalarımda.
  • Çok ciddi kararlar aldım şu 1 hafta içinde!
  • Kardeşim de benimleydi pazar gününden beri; bu akşam bindirdim otobüse.
  • Bir güzel yorulduk geze geze, şansına hava da çok güzeldi.
  • Ehliyet işine koşturmak gerek ya, nasıl üşeniyorum belli değil.
  • 11’i geliyor, yine yeniden bir dönem başlıyor.
  • Şimdi işi gücü bitirip biraz enerji toplamak için uyumak gerek.
  • Bu arada, çok sağlam planlarım var bazı kişiler üzerinde, türlü entrikalar ama legal hepsi!
  • Heyecanlı ve yorucu bir dönem olacak.
  • Okul için son dönem olması dileğimle!
  • Kendinize iyi davranın.
  • Geceniz güzel olsun.

Keyifli bir blog... →

Küçücük çocuğun eline vermişler 2 paket mendili, iki kadın da metro duvarına oturmuş sigara içiyor.

Neyse.

İnsanlar nasıl da alışmış psikolojisini bozmaya. 2 hafta olan vize dönemlerinde 9 ders, 10 dersin halini düşünün; alttan dersi olmayanlar için ama! Alttan dersi olanları zaten hiç düşünmeyin, onların ağlayanı yok bile.

Şimdi ne güzel 4 hafta; çalışmıyorum ulan desen bile çalışmaya vaktin kalıyor. 11 dersim var, 2 tanesi alttan, hiçbir sınavım bir diğeriyle çakışmadı, şansıma. Kendime de vakit ayırdım, sevdiğim şeyleri sevdiğim insanlarla yapmaya da. Çalışmıyorum yahu yeter dediğimde de hala vaktim vardı (şu an olduğu gibi).

Ama bizimkiler isyan edecek ya illa. “Bize neden iyilik yapıyorsunuz ki” diye isyan ediyorlar aslında, farkında değiller.

Sizin yüzünüzden final haftası 3 haftaya insin de ben o zaman size temiz bir söveyim!

umarım bugünün ve diğer günlerin güzel geçer. sen yinede her şeye rağmen gülümse :) (from Anonymous)

Günümü güzel yapan sayılı şeylerden biri oldun anonim, teşekkür ederim; senin de her günün güzel geçsin, fotoğrafta belli olmayan gülümsemen yüzünden eksik olmasın :)