Bu sürecin bir yerinde bana ne durumda olduğumu soran oldu mu dersiniz?

Bu yazının içeriği tamamen son 5-6 yıldır içimde tuttuğum sıkıntıdır. Dertten anlarım, kendime dert edinmeden derseniz devamına buyurunuz. Yok, kalsın, elalemin derdi beni mi gerdi derseniz hak veririm. Zira böyle bir derdi başkalarının da yaşamasını istemem.
Herkesin derdi tabii ki kendine. Önemli olan daha büyük dert sahibi olmadan eldekiyle yetinmek aslında. Benimki seneler içerisinde büyüdü de büyüdü. Önünü alamadık denir ya, öyle işte. İşin en kötüsü, dert bana geleceğini bağırmış da ben duymamışım. Biraz kör biraz sağır devam etmişim yola.

Read More

Koca bir sene boyunca eski sevgilisi için neredeyse her gün Kurtuluş’tan Bahçelievler’e (aman ne de uzak mesafe değil mi?!) giden kıza, aylardır görüşemediğimiz için “Bahçeli’ye gelsene” dedim, “Orası çok ters ya” deyiverdi!

Cinnet sebebi! İnsanlara değer vermemek gerektiğini bir kez daha kanıtladım kendime!

Bu seneki sınav düzenini hiç sevmiyorum!

16:30’da ne sınavı arkadaş! Millet mesaisini bitirip, akşam olmuş evime gideyim, akşama da şu var bu var, hazırlık yapayım diye günün geri kalanını planlamaya çoktan başlamış oluyor.

Biz, 16:30’da başlayacak 2 saatlik sınavdan sonra, ertesi gün de şu sınav varmış, yemek bari yiyebileyim de tekrar derse oturayım planı yapabiliyoruz ancak!

Bir de üşenmeden kıyafet makyaj tam, 16:30’daki sınava hazırlananlar var!

Sorun mu bende anlayamıyorum ki…

22 Mayıs 2012

2001 ? ikibinbir ? nasıl ya ?

Sınıf listeleri 01’le başlıyor, işte en son girenler olan 10’larla bitiyor, bizim dönem 09 falan.. Durum vahim! 7-8 amfi sadece B şubesinin sınavı vardı dün. 6-7 amfi de A şubesi saat 09:00’da sınav yaptı. Dün Ankara Hukuk teori kastırdı adeta!

Borçlar hukuku genel hükümler sınavına taşkınlıkları ile damga vuran Taşansu’ya buradan sevgilerimizi, onun taşkınlıklarıyla uğraşmak zorunda kalan Gülendam’a ise sabırlarımızdan bir demet yolluyoruz!

2B Borçlar Hukuku Genel Hükümler Sınıfı (2001den beri bu dersi alanlarla birlikte)

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Fiona Apple - Fast As You Can

Güzel bir sabah olsun hepimize…

Olur ya hani…

Kendimi çok iyi hissedebildiğim nadir anlardan birinde olmadığımın farkındayım. Ama bu kadar gereksizmişim gibi hissetmeme de gerek yoktu hani…

Tamam, zor bir hafta beni bekliyor. Aslında üstesinden gelebilecek enerjiyi buluyorum kendimde. Fakat çevrem enerjimi yiyor benim kuruntularımla da birleşip. İnanın ki hiç hoş bir durumda değilim his olarak. 

Kızıyorum, neye kızdığımı kendime bile açıklayamadan. Çocuk gibi küsesim var ama bünyem kaldıramayacak o kadar nazlanmayı diye onu da yapamıyorum. Bağırıp çağırsam ne fayda, ancak enerjimi yer bitiririm, enerjiye en çok ihtiyaç duyduğum bir dönemde. Çekip gitsem, gidemem, gitmek istediğim de söylenemez.

Biraz huzur, biraz mutluluk… Biraz dediğime de bakmayın, inanın ki azıyla, çok azıyla bile yetinirim şu durumda. Fakat çevrem işte… Çevre koşulları elverişli değil. Hiç hem de!

Bazı sesleri duymamak için ilk defa bu kadar çok açtım müziğin sesini ders çalışırken. Karmakarışık duygularımı daha da içinden çıkılmaz hale getirmesinler diye…

En yakınımın bir suçu yok fakat işin içine bir şekilde dahil olmasını istemiyorum. Beni bu karmaşık halden çıkaracak olan tek kişiyi de alıyorlar elimden. Uzak tutuyorlar bana. 

Kendimi daha önce hiç bu kadar gereksiz hissetmemiştim. Hiç ama! 

Ne yapsam bilmiyorum ki…

Suskunlar keyfi!

Bunlardan ikişer tane yedik, çok bereketli çıktı dondurma da!

Ankaralılar, bakın ben bile kalacağım, bu fırsat kaçmaz :) →

Cumadan sonra öylece koltuğun üzerinde durdu tek başına, pazartesi akşam baktığımda sağ tarafın ucundaki silikon yok olmuştu, etrafta da yok.

Dün gece yarısına kadar ders çalışırken o halde kullandım kulaklığı, sonra MP3ü kapadım ve koydum masanın üzerine. Az önce ders çalışmaya oturayım, oturmuşken de müzik dinleyeyim dedim ama baktım ki sol taraftan ses gelmiyor.

Ben harcama yapayım diye her türlü yolu deniyor eşyalarım!

Birer set edinsek iyi olacak! →

!!!

Mayıs ayı adeta annemin ayı

1 Mayıs —> Doğum günü

13 Mayıs —> Anneler günü

12-18 Mayıs —> Hemşireler haftası (ben de ortalama olsun diye bugün kutladım)

Son gün 20 Mayıs! Sonrası ızdırap belki de. İçimden gram çalışmak gelmiyor çünkü. Eşya kitabı bana bakıyor, ben ona bakıyorum, bakışıp gidiyoruz işte… Hocalar da sağ olsunlar, son dakika golleri atıp dersleri bitiriyorlar. Hepsine buradan kucak dolusu sevgiler, kokulu öpücükler gönderiyorum, o derece!

Dün, üniversitede/sonrasında girilecek Türkiye geneli sınavlar furyasını resmi olarak açmış bulunmaktayım. ALES’te kendimi deneyeyim dememe gerek kalmadan denenmişlerin hası oldum, çıktım. Sözel 1, Sayısal 1, Sayısal 2 sırasıyla gideyim dedim ama Sayısal 2’de seçmece soru çözdüm zaman problemi yüzünden. Doğru cevabı hızlıca bulacağımı düşündüğüm sorulara baktım ama umarım ki onlardan da yanlış çıkmaz. Yoksa sayısal adına alacağım bir puan olmayacaktır. Ne hoş!

Daha önce söylemiş miydim, bilmiyorum, 3., 4., 5. kişilerin planlarına bağlı hareket etmekten oldum olası tiksinmişimdir.

Cumartesi gecesi şampiyonluk kutlayacaklar diye gram uyku uyuyamadım! Sabahın 7sinde korkunç bir halde uyanıp da girdim sınava. Futbolun F’sinden hoşlanmam, futbol yüzünden böyle bir deneyim edinmiş olduktan sonra artık daha da bir hoşlanmıyorum. Ne oldu şimdi yakıp yıktınız, bağırıp çağırdınız, o silahları marifetmiş gibi kullandınız [sevincinizi belli etmeye(!)]? Neyse, geçti gitti, bir geceydi, ama tam da gecesiydi!

Murat Boz’a, Kenan Doğulu’ya gitmedim ama yarı buruk şekilde Şebnem Ferah konserine gittim. Fanta Gençlik Festivalinde Şebnem Ferah’ın Tekirdağlılara yaptığı şeyi sineye çekip o konsere gittim! Duman konserinden daha kalabalıktı. Eminim ilk 2 günden de kalabalık olmuştur. Kopmaya gidilecek konser değildi tabii ki tahmin edileceği üzere ama güzeldi. Şebnem Ferah konserine de gitmedim, gidemedim demem artık. Bir hevesimi daha edinmiş bir şekilde, mutlu ve huzurluyum!

Dün akşam bir de Cem Adrian konseri vardı. Bedava bilet de vardı üstelik! Fakat bir tercih yapmam gerekiyordu. Cem Adrian’ın ayağı Ankara’ya alışık diye ben Şebnem Ferah’a gideyim dedim. Artık bedava biletle Cem Adrian konseri geçmez herhalde elime ama bakalım, kısmet…

Yağmur yağsın istiyorum ki ders çalışırken aklım dışarıda kalmasın. Ama gelin görün ki ders de çalışamadığım için kapalı hava daha bir ızdırap oluyor!

Haydi Gizem! Şimdi dön çalışmaya! Saat yine kaç olmuş…

Sorumsuzluk marifet değildir!